Donald Trump, Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın seçim yenilgisinin ardından Avrupa’da giderek daha fazla olumsuz bir imajla karşı karşıya kalıyor. Orban’ın otoriter yönetim anlayışı ve göç karşıtı politikaları, dünya genelinde, özellikle de ABD’deki milliyetçi gruplar için bir model haline gelmişti. Ancak, Orban’ın son başarısızlığı, Avrupa’daki milliyetçi hareketlerin geleceği açısından kritik bir dönüm noktası oldu.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, seçim öncesi Orban ile birlikte kampanya yürütmüş ve Trump’a destek vermişti. Ancak Orban’ın kaybetmesi, milliyetçi partilerin Trump yönetimi ile nasıl bir strateji izleyecekleri konusunda belirsizlikler doğuruyor. Fransa’nın aşırı sağcı Ulusal Birlik Partisi’nin Başkan Yardımcısı Louis Aliot, “Ulusal çıkarlarımız her zaman ABD’nin çıkarlarıyla örtüşmüyor. Farklılıklarımızı vurgulamak önemli” diyerek bu durumu dile getirdi.
Belçika’nın göç karşıtı Savunma Bakanı Theo Francken ise, Vance’in Orban’a desteğini “gerçekten aptalca bir seçim hamlesi” olarak nitelendirerek, MAGA hareketinin uluslararası alanda seçim kampanyası yapmayı bırakması gerektiğini vurguladı. “Destekledikleri herkes kaybediyor,” diyerek Trump’ın itibarının zarara uğradığını ifade etti.
Almanya’da, aşırı sağcı AfD partisinin, Trump ile olan ilişkilerini yeniden gözden geçirmeye başladığı bildiriliyor. Bu değişim, parti içindeki bazı üyelerin Trump ile aynı çizgide olmanın siyasi sonuçlarına dair endişelerinin arttığını gösteriyor. Anketler, Avrupalı seçmenlerin büyük bir kısmının Trump’a karşı olumsuz bir görüşe sahip olduğunu ortaya koyuyor.
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Trump ile olan ilişkilerinde bir denge kurma çabası içerisindeyken, son dönemde Orban’a verdikleri desteği azaltma yoluna gitti. Meloni ve aşırı sağcı İtalya Kardeşleri Partisi, Trump’ın Avrupa’daki etkisinin giderek azaldığını gözlemleyerek stratejilerini yeniden şekillendiriyor. Bu durum, Trump’ın Avrupa’daki siyasi geleceği üzerinde önemli bir etki yaratma potansiyeli taşıyor.